|
Atatürk, Celal Bayar'ın
ısrarı üzerine Fransız doktor Fissenger'in getirilmesini kabul etmişti
ve 28 Mart 1938 günü Fissenger Ankara'ya geldi.
Fransız Prof.Dr.Fissenger,
Atatürk'ü muayene etti ve karaciğeri büyük buldu. Ayrıca karın boşluğunda
bir miktar su (yani asit) toplandığını farketti. Ve karaciğer iltihabı
teşhisi koydu.
Fissenger, bu teşhisten
sonra Atatürk'e "anlayacağı dilden" durumun vahametini anlatmaya koyuldu:
"Karaciğer, bir orduda
levazım tedarik eden, orduyu besleyen bir kıtadır."
Ama Fissenger söze böyle
girince Atatürk "Bilmediğin konuda konuşma" dercesine sözünü kesti:
"Bazen orduda levazım
teşkilatı bozulur. Lakin orduyu yine beslemek mümkün olur. Onları bir
tarafa bırakınız."
Fissenger bu zeka oyununu
sürdürmeye kararlıydı. Devam Etti:
"Ben sizi iyi ederim. Ama
önce siz kendinizi iyi edeceksiniz. Siz, büyük savaşlar kazanan büyük bir
komutan olabilirsiniz. Ama şimdi sizin komutanınız benim."
İşte beklenen, ama Türk
doktorların bir türlü yapamadığı konuşma buydu. Atatürk kendine meydan
okuyan bu sevimli Fransız'dan hoşlandı. Ne istenirse yapmaya söz verdi.
Atatürk'ün olumlu yaklaşımı
üzerine Prof. Fissenger, Atatürk'ün günlük hayatını, bir tablo halinde
çizdi. Ağzına tek damla alkol almayacak, şezlonga uzanarak istirahat
edecekti. Yemesi içmesi, düzenlenmiş listeye göre olacaktı. Prof. Dr.
Fissenger Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine Atatürk'ün sağlığı ile
ilgili bir rapor sundu. Bu raporda Atatürk'ün ciddi bir rahatsızlığı
olduğunu, en az dört aylık bir istirahata ihtiyacı olduğu belirtiliyordu.
|